İslam'ın Yanlış Anlaşılma Sebepleri

2011-08-12 11:38:00

1.Kuranın sözlü ürün olması sebebiyle bazı ayetlerin iniş sebebinin bilinmemesi 2. Uydurma hadislerin islamın gerçek mesajını zedelemesi 3.Dört halifeden sonra islamın devletlerin vesayeti altına girmesi 4.Mezheplerin görüşlerinin mutlak doğru olarak görülmesi 5.İslami kültürün orjinali ile sonradan eklenilenlerin birbirlerine karışması. 6.Nesh,müteşabih gibi kavramların içinin boşaltılması 7.İçtihad kapısının kapandığı anlayışının verdiği rahatlık 8.Dinde sorgulananlar ile sorgulanmayanlar arasındaki farkın dikkate alınmaması ve hiçbirşeyin sorgulanmaması   Devamı

İslamda Vatan ve Şehidlik Olgusu

2011-08-12 11:01:00

İslamda Vatan ve Şehidlik Konuyu ikiye bölmüş durumdayız. Birincisi vatan kavramı ve savunması ikincisi ise genel olarak şehitlik kavramı ile özel olarak vatan savunması ile ilişkisidir. İ kisini İslami açıdan genel olarak açıkladıktan sonra günümüzdeki vatan kavramıyla kıyaslayacak ve Müslüman’ın bu durumda nasıl bir konumda olması gerektiği üzerinde görülerimizi söyleyeceğiz. I.Vatan Kavramı ve Kapsamı Vatan kavramı Arapça olmasına karşılık Türkçeye geçmiş anlamıyla doktrinde dar ve çoğulu olan diyar kavramı vatan kavramından daha fazla geçmektedir. Müslümanların vatanı anlamında darul İslam kavramının kullanılması bunu göstermektedir. Kuranda da “haksız bir şekilde diyarlarından çıkarılanlar” denilirken vatanlar kastedilmektedir. Ayrıca dünya ve ahiret ile ilgili de dar kavramı kullanılmaktadır. Netice itibariyle dar kavramını yurt ve vatan anlamında kullanmamızın önünde herhangi bir engel yoktur. Sadece vatan kavramı ile sınırlı kalsak daha çok tasavvuf dünyasının manevi bir tabirine hapsolacağız. Oysa bizi ilgilendiren daha çok dar/diyar anlamındaki vatan kavramıdır. II. İslami Açıdan Dar( Vatan) İslam açısından vatan, insanların korunup yaşadığı, doğup büyüdükleri ve tüm varlıklarını üzerinde icra ettiği, kültüründen beslendiği bir alandır. Bu yönüyle bir devlet sınırı da olabilir, bir şehir ve köy de vatan olabilir. Her insanın bir eve sahip olma hakkı vardır ve vatanının en başta geleni de belki sosyal olarak evdir. Bu durumda mesken tutuğu her şeyi vatan olarak gördüğümüzde tüm bu nimetlerinden istifade etme hakkı da doğmaktadır. Bu hakkı, başkası tarafından gasp edildiğinde onu geri alma hakkı va... Devamı

Halifelik

2009-08-10 09:20:00

Halife kelime olarak Hilâfet, kelime anlamıyla, başkası nın yerine onun adına görev yapmak veya tasarruflarda bulunmak demektir.[1] Halife ise, başkası tarafından kendi adına iş görmek üzere görevlendirilen kişiye denir.[2]Ünlü dilbilimci Rakip el- İsfehani’ye göre “başkası tarafından kendisi adına işe görmek” iki şekilde gerçekleşir. Ya kendi işi yapılan kişi aciz olduğu için bu işi yapamıyor veya halife seçilen kişi ilgili görevle değerli yapılıyor. İkincisi Allahın insanı halife seçmesiyle meydana gelir. Birincisi ise devlet başkanı anlamındaki halife seçilmesiyle meydana gelir.[3] Halife, birbirinin ardından gelip ona halef olan, onun adına hükmeden kimse demektir. Bir kimse bir başkasından sonra gelip onun yerine geçerse "falan adam filan adama halef oldu" denir.[4] Ne var ki insanların yapamayacağı bazı işlerin devler tarafından yapılabileceği de göz önünde bulundurulursa ilgili kavramın neden daha çok siyasi arenada yerleşmiş olduğunu görmek mümkün olacaktır. Kelimenin “halife” olarak yeni ismi fail(etken ortaç) kalıbıyla geldiği yerler iki yer olabilir. Ancak fiil, isim, v.b değişik kalıplarla kullandığı yerlere baktığımızda kuranda çok değişik anlamlara da geldiği söylenebilir. Hilafet, muhalefet, ihtilaf, muhtelif bunlardan Türkçeye de geçenleridir. Bunların tamamına baktığımızda Kuranda hilafet kavramının yukarıda bahsettiğimiz özellikle insanın Allahın halifesi olması noktasında odaklanmış olduğunu görürüz. Bu işin siyasi yönüne değinen Kuran ayeti bulunmamaktadır. Dahası Kuran herhangi bir devlet modeli de önermemektedir. Bizzat peygamber aylarca hasta kalmasına rağmen yerine kimseyi halife olarak bırakmamıştır. Namaz kıldırma işini Ebu Berke yaptırmasına rağmen siyasi açıdan herhangi bir görev akt... Devamı

Fetret

2009-08-07 23:06:00

Konu hakkında önce birkaç soru sorarak başlayalım.—Fetret nedir? Kelime ve terim anlamından ne anlaşılmaktadır.—Kuranda fetret kavramı geçmekte midir?—Fetretin kapsamı nedir? İslamın adını duymamak mı islamı orijinal haliyle duymamak mı?—Fetret İslam dini ile mi sınırlı yoksa Allah ve ahiret inancının tamamıyla mı ilişkilidir?Fetret ehli olanlar nelerden sorumlu oluyor nelerden sorumlu olmuyorlar?—Fetret ehli konumuna girmiş olanların ahiretteki durumu nedir?Bu konuda Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Mustafa akçayın” Dini sorumluluk açısından fetret ehli” adlı bir doktora tezi bulunmaktadır.1997 de onaylanan tez 536 sayfa. Bu konuda detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler ilgili teze başvurabilirler. Tezdeki bilgiler ışığında ve bu konuda elde etmiş olduğum 5 makale ışığında konuyu kısaca sizinle paylaşmaya çalışacağım.1.Fetret nedir? Kelime ve terim anlamından ne anlaşılmaktadır.Kelime, sözlük anlamında "fetere" şeklinde fiil olarak birlikte kullanıldığı kelime ve edatlarla çeşitli anlamlara gelmekteyse de hepsinde ortak olan anlam "bir şeyin hiddetten sonra sükûnete kavuşması, şiddetten sonra yumuşaması, güç ve kuvvetini kaybedip zayıflaması" dır. "Fetret" kelimesi ise "duraklama, kesintiye uğrama, zayıflama, sükûna erme, gevşeme ve gevşeklik, kırgınlık fersizlik, takatsizlik, zaaf ve inkıta' " anlamlarına gelmektedir.Öyle görülüyor ki fetret kavramında duraklama ve kesintiye uğrama gibi anlamlar baskın çıkmaktadır.Terim olarak anlamı ise kapsamını da beraberinde getirdiği için çeşitli tanımlamalardan geçmiştir. Dr.Mustafa Akçayın tezinde belirttiğne göre terim anlamında birkaç kullanım bulunmaktadır.a) Fetreti belli bir zamana tahsis etmeyen tanımlar:Meselâ dil bilginleri fetreti mutlak olarak "herhangi iki peygamber arasında risaletin yani ha... Devamı

İkisi de kötü, fani olmak da sonsuz olmak da.

2009-07-15 20:04:00

Kendimi yokladım, beynimi iki elimin arasına alıp derinlere daldım. Geçmişle gelecek arasında bir yolculuk yapmak istedim. Ne var ki yolculuk iki açıdan da ürkütücü idi.Önce varlığı düşündüm. Ben varım, hayal değilim. Bir "varlık" olarak "var olma"yı sevdiğimi gördüm. Tattığım tecrübeler devamlı var olmamı istedi. Gelip tecrübe etmişken bir de yok olmak, bir hiç hale gelmek çok ama çok ürkütücü idi. Aslında bedenim yok olmanın umurunda bile değildi. Ama bilincime işlenen bir his beni illa da devamlı var olmaya zorladı. Böyle olunca devamlı var olmak istedim.Sonra yokluğu düşündüm. Ben ne de olsa önceden yoktum, olmayabilirdim de. Gelip bu dünyaya düşünmeyebilirdim de. Ama neticede bir "yok" olduğum için "yok oluş" umun korkunçluğunu hissedecek değildim. Bundan sonraki yokluğum da onun gibi olabilir dedim ve yokluğu kabullendim. Hatta yokluğu devamlı varlığa tercih edecek oldum. Devamlı var olmak aslında daha ürkütücü geldi bana. Düşünün sonu olmayan bir hayattasınız. Ne yapıyorsanız ne ediyorsanız bitmiyor, sonu ve ucu yok. Çok vahşi bir şekle büründü aniden sonsuz varoluş. "Bir hiç olmak," "ürkütücü varoluş"tan iyidir dedim.Sonra baktım, ikisi de aslında iyi değil. Çünkü ben bir faniyim. Fani olan bir varlığın fani olmayanı, sonradan var olan bir varlığın önceden var olmayanı algılaması imkânsız dedim. Bu işi bıraktım. Kendimi işte böyle bir şekilde zamanı takmayan, yeri takmayan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, zerre kadar işi aksatmayan bir varlığa adadım. Biz hayata ve her şeye dünyadan ve anlık yaşadığımız hayattan ve onun deneyimlerinden bakıyoruz. Kısacası biz hayatı içinde yaşadıklarımızdan ibaret görüyoruz. Çünkü bedenimiz ile tü... Devamı

Arapça blogumuz açılmıştır.

2009-05-22 14:11:00

Arapça ile ilgili özel bir blog açmış durumdayım.Bunun için bu blogda arapça ile ilgili hizmetleri oraya taşımış bulunmaktayız.İlgilenenler için linki vermeyi faydalı görüyoruz.http://arapcaogreniyorum.blogcu.com/İlgili blogda Arapça hizmeti verilecektir.Orada da emeğimle yazdıklarımı yazacağım.Sadece link konusunda veya indirme programları konusunda yardımcı olacağım.Elbette telif hakkı olanları işin içine katmayacağız. Devamı